Geçmişten birkaç kelime düşmüş bugün mail kutuma. Unutmuşum bile. Fi tarihinde yazmışım. Ne garip, ne güzel bir sürpriz.
Şöyle ki:
"hey, selam!
nerdesin şimdi? ben van'dayım şu anda. bitiyor gibi okul ha! 3 dersim kaldı. istanbul'da da 1 tane var.
ne yapıyorsun? dilediklerinin neresindesin? yanında biri var mı? yoksa yalnız mısın hâlâ? çıkmadı mı üstündeki hüzün lekesi? yıkadın mı, yıkamaya çalıştın mı? bence kalsın üzerinde. öyle yakışıyor.
çok uzun tutmayacam. bilirsin, üşengecim çok.
seni seviyorum.
iyi ol, iyilerle ol.
mutlu olmasan bile; kendin ol ve iyi ol.
hoşçakal."
Arka fonda Sezen Aksu'nun Sorma şarkısı dönüp duruyor. "Aşk belası" değil derdim; uzağım, ırağım, yerim yurdum kalmamış. Geçmişten birkaç kelime düşmüş mail kutuma. "Dalarım uzaklara, gönlüm sıkılır." Sigaram varmış yanımda ve içiyormuşum çayımı. "Sorma, ne haldeyim. Sorma, kederdeyim."
15 Haziran 2012 Cuma
4 Haziran 2012 Pazartesi
Dost
Cahit Külebi nam bir adam var. Bilir misin? Şiirler yazarmış nefes aldığı zamanlarda. Sonra terk-i diyar eyliyor buralardan. Hah, işte, bu adamın "Dost" adında bir şiiri var. Ben susayım, onun kelimeleri konuşsun:
"Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki sorma
Sen halimden anlarsın...
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun,
Kanatlarımız dokunarak uçalım
İnsanlardan buz gibi soğudum
İşte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın."
"Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki sorma
Sen halimden anlarsın...
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun,
Kanatlarımız dokunarak uçalım
İnsanlardan buz gibi soğudum
İşte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın."
Anlarsın sen, ya.
Öyle işte.
1 Haziran 2012 Cuma
Kahve Yanığı
Çok edebi bir söz, değil mi?
"Kahve yanığıydı yüreğim
Fallar baktım bize dair
Gelecek gördüm
Geleceksin, gördüm."
Ya da ne bileyim
"Kahve yanığından hayallerim vardı
Kokusunu çektim içime
Kalbim acıdı."
"Kahve yanığıydı yüreğim
Fallar baktım bize dair
Gelecek gördüm
Geleceksin, gördüm."
Ya da ne bileyim
"Kahve yanığından hayallerim vardı
Kokusunu çektim içime
Kalbim acıdı."
Çok edebi bir söz "kahve yanığı", değil mi? Ama, ı ıh, hiç de öyle değil.
Yine kahve yapmışım kendime. Balkona çıktım. Hava biraz karanlık. Bulutlar var yukarıda. Kahve fincanı yanımda, sigaralarım da hazır. Kimse değmeyecek keyfime. Ama o da ne? Sakarlığım üzerimde. Kahve fincanını deviriyorum. Kahve öylece dökülüyor ayağımın üzerine. Sakarlık... Kahve yanığı...
Önce bir güzel suya tutuyorum ayağımı. Öyle yapılır, değil mi? Ama daha beter oluyor. Eczaneye yollanıyorum hemen. Ayağımı da gösteriyorum adama. Ben adamın "Hmmm... Kahve yanığı. Çok edebi. Sabah kalkar kalkmaz iki Edgar Allan Poe, öğlen yemeğinden sonra üç Virgina Woolf, akşam üç Sylvia Plath ve yatmadan önce de bir İhsan Oktay Anar... ve bir şeyciğin kalmaz. Geçmiş olsun." demesini bekliyordum oysa. Boşuna beklemişim. Bir Silvadiazin ve bir tane de Anestol Pomad veriyor. "Bunları karıştırıp sürecen yanığa" diyor "geçer bir haftaya."
Kahve yanığı. Ne kadar da edebi bir acı.
Kahveyi çok severim ben. En sadesinden bir türk kahvesi böyle... Mis gibi...
Yine kahve yapmışım kendime. Balkona çıktım. Hava biraz karanlık. Bulutlar var yukarıda. Kahve fincanı yanımda, sigaralarım da hazır. Kimse değmeyecek keyfime. Ama o da ne? Sakarlığım üzerimde. Kahve fincanını deviriyorum. Kahve öylece dökülüyor ayağımın üzerine. Sakarlık... Kahve yanığı...
Önce bir güzel suya tutuyorum ayağımı. Öyle yapılır, değil mi? Ama daha beter oluyor. Eczaneye yollanıyorum hemen. Ayağımı da gösteriyorum adama. Ben adamın "Hmmm... Kahve yanığı. Çok edebi. Sabah kalkar kalkmaz iki Edgar Allan Poe, öğlen yemeğinden sonra üç Virgina Woolf, akşam üç Sylvia Plath ve yatmadan önce de bir İhsan Oktay Anar... ve bir şeyciğin kalmaz. Geçmiş olsun." demesini bekliyordum oysa. Boşuna beklemişim. Bir Silvadiazin ve bir tane de Anestol Pomad veriyor. "Bunları karıştırıp sürecen yanığa" diyor "geçer bir haftaya."
Kahve yanığı. Ne kadar da edebi bir acı.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)